Avrupa Birliği Kurumlarını Tanıyalım

Avrupa Birliği Kurumlarını Tanıyalım

​Avrupa, tarihi süreç boyunca dünyanın siyasi ve konjonktürel yapısında önemli roller üstlenmiş ve etkili olmuş halkları ve devletleri içinde barındıran bir kıtadır. Özellikle de dünyanın gördüğü en kanlı iki savaşın yaşandığı bir yer olması ve arkasından gelen birlikte yaşama çabalarının getirdiği bir sonuç olan Avrupa Birliği (AB) projesi ile tarihte eşi benzeri görülmemiş bir yapısal evrim geçirmiştir. Bu özelliği nedeniyle pek çok araştırmaya, çalışmaya konu olmuştur. AB üzerine yapılmış binlerce çalışma, araştırma bulmak mümkündür. Biz bu kısa makalemizde AB üzerine yazılan ve Avrupa Birliği El Kitabı adlı Doç. Dr. M. Hakan Keskin'in kitabından alıntılarla AB kurumlarını anlamaya çalışacağız. Halen THK Üniversitesinde İşletme Fakültesi bölüm başkanı olan Dr. Keskin'in yayınlanmış dört kitabı mevcuttur.

​Avrupa Birliği yirminci yüzyıl içinde oluşturulmaya çalışılan en ciddi ve en kapsamlı bir birlik, topluluk ve anlaşmalar bütünüdür. Kendi içinde bile ne anlama geldiği hala anlaşılamamış olan bir birliktelik olan AB, ilk başlarda Avrupa ülkeleri arasında ticari birliktelik amacıyla kurulmuş olsa da (AKÇT-Avrupa Kömür Çelik Topluluğu), kavramın ihtiva ettiği anlam yıllar içinde değişmiş, gelişmiş hatta hukuki boyutuyla da tarihte görülmemiş bir anlama kavuşmuştur. 

Avrupa halklarının geçmişlerinden gelen kavga ve kinlerinin bir yansıması olan son yüzyılda yaşanan kanlı savaşlar, Avrupalı düşünür ve yazarlarda derin izler açmıştı. Dünyanın görüp geçirdiği en kanlı savaşlar olan 1. ve 2. Dünya savaşları barış için itici güç olmuştu. Bu savaşlardan çok önceleri de Avrupa da birlik düşünceleri vardı. Hatta 1870'lerde Victor Hugo, bahçesine diktiği meşe fidesi büyüyünceye kadar Avrupa Birleşik Devletleri (United States Of Europe)'nin kurulacağını hayal etmişti (s.34). Avusturyalı diplomat Kont Kalergi, İtalyan Spinelli ve Alman Streseman gibi bir kısım düşünür, diplomat ve siyasi AB bütünleşmesi konusunda ilk tohumları atmışlardı. Pan Avrupa hareketi olarak isimlendirilen bu ilk tohumlar yıllar içinde meyvesini verecek ve günümüz AB'sini şekillendirecekti (ss.35-37). 

AB'yi inceleyen bir kitap olan Avrupa Birliği El Kitabı adlı eserde Dr. Keskin çalışmasını, Lizbon'dan önce ve Lizbon'dan sonra diye ikiye ayırmıştır. 13 Aralık 2007 tarihli Lizbon Antlaşması topluluk tarihinde bir dönüm noktasıdır. Anlaşmadan önce topluluk dünyada yaşanan gelişmelere paralel evrilmeler geçiriyordu. Özellikle soğuk savaşın bitmesinin akabinde doğu blokunun batıya yakınlaşması, topluluğun üye sayısının artması, dünyanın tek kutuplu bir düzene girdiğinin düşünülmesi vb. pek çok etken, AB halkları üzerinde değişik düşüncelerin oluşmasına neden olmuştu. Bu gelişmeler ışığında topluluğun üye sayısı 15'den 27'ye çıkarken, yeni katılacakların neler getireceği de belirsizliğini korumaktaydı. Zira bağımsızlıklarına yeni kavuşmuş olan bu ülkelerin hem demokrasi yönünden hem de ekonomik yönden pek çok eksiklikleri vardı (s.88). Bu gelişmelerin ezici etkisi altında yapılan Nice Antlaşması ile topluluk yeni bir döneme giriyordu (s.88). Fakat topluluğun genişlemesini heves ve iştiyakla sürdüren eski üyelerin ihmal ettiği bir konu vardı; topluluk halkları yeni üyeler ve dünyadaki son gelişmelere liderlerden farklı bir pencereden bakıyorlardı (s.92). Nice sonrası yapılan ilk referandumlar olumsuz sonuçlanmıştı (Fransa; 29 Mayıs 2005 ve Hollanda; 1 Haziran 2005 - s.92). Topluluk hayalleri, birleşme hevesleri suya mı düşecekti? Topluluğu tümden etkileyebilecek bu olumsuz gidişi inceleyen topluluk yönetimi oluşabilecek psikolojik ve sosyal etkileşimleri bertaraf etmek adına referandumları iptal ederek yeni bir dönemin ilk sinyalini vermişti (s.93). İşte bu gelişmeler neticesinde başlayan Lizbon görüşmeleri ile topluluk yeni bir döneme girmiş oluyordu. Dr. Keskin tarafından hüsranı reforma (s.95) çevirme hamlesi olarak değerlendirilen Lizbon Antlaşması ile topluluk anayasal bir bütünleşmeye doğru yol almaya başlamıştı. Yaşananlar, topluluk halklarının bütünleşmeye hazır olmadığını (s.97), ama topluluğun "birlik çatısı altında işbirliği" yapmaya (s.98) devam etmesinin gerekli olduğunu ortaya çıkarmıştı. Uluslar üstü anayasal bir metin görüntüsü vermeden ortak bir metin üzerinde anlaşmaya varmak için çalışmalara başlandı (s.98). Böylelikle 13 Aralık 2007 tarihinde imzalanan Lizbon Antlaşması birlik için reform mahiyetinde hükümler taşıyan bir antlaşma olarak tarihe geçti. 

AB için tüzel bir kişilik kazanma döneminin başlangıcı olan Lizbon Antlaşması; "Ortak Pazar" kavramı yerine "İç Pazar" kavramının kullanılmaya başlandığı, üç sütunlu yapının sonlandırılarak ulus üstü bir yapının şekillenmeye başladığı, AB Başkanlığı gibi bir yapılanmanın tesis edildiği, topluluk içindeki Parlamento ve Komisyonun yetkilerinin artırıldığı, karar alma mekanizmalarının sadeleştirilerek üye ülke parlamentolarına yetkilerin verildiği, sivil insiyatiflerin etkinliğinin artırıldığı bir dizi değişikliklerin kabul edildiği ve AB'nin yeni bir sürece ve şekillenme dönemine girdiği bir antlaşmadır (s.100).

​Üstteki şekilde de görüleceği üzere AB Kurumları dört ana başlık altında toplanmışlardır. Bunlar, 

  • Yasama 
  • Yürütme 
  • Yargı 
  • Denetim, şeklinde sıralanmaktadırlar. 

Yasamanın altında üç başlık halinde üç komisyon kurulmuştur. Bunlar: 

  • AB Zirvesi 
  • Bakanlar Konseyi 
  • Avrupa Parlamentosu 

Yürütmenin altında ise 

  • AB Komisyonu ve onun da altında Ajanslar yer almaktadır. 

Yargının altında ise Lizbon'dan önce ATAD (Avrupa Topluluğu Adalet Divanı) olarak isimlendirilen ve Lizbon sonrası adı ABAD olarak değiştirilen Avrupa Birliği Adalet Divanı vardır (s.135). Avrupa Birliği Adalet Divanı, 2014 yılı itibari ile her üye ülkeden birer tane olmak üzere toplam 28 üyeden oluşan ve iç tüzüğünde belirtilen şekillerde toplanan hâkimlerden oluşmaktadır. AB 13. Maddesinde belirtilen şekilde oluşturulan bu yapılanma ile AB tüzel bir kişiliğe kavuşmuş, ulus üstü bir yapıda anayasa yerine geçebilecek ortak bir metin oluşturulmuştur. AB Antlaşması madde 19/3'e göre ABAD'ın görevleri şöyle tespit edilmiştir; 

  • Bir üye devlet, Birlik kurumu veya gerçek ya da tüzel kişi tarafından açılan davalarda karar vermek, 
  • Üye devlet mahkemelerinin talebi üzerine, Birlik hukukunun yorumlanması veya Birlik Kurumları tarafından kabul edilen tasarrufların geçerliliği hakkında ön karar vermek, 
  • Antlaşmalarda öngörülen diğer durumlarda karar vermek, şeklinde sıralanabilir (s.138). 

Mali denetim için Sayıştay ve her türlü şikâyet ve istekler için de AB Ombudsmanı şeklinde ikili bir denetim mekanizması öngörülmüştür. 

Sayıştay: 1977'de kurulup Maastricht Antlaşması ile AB kurumları içine alınan Sayıştay, Lizbon sonrası kurumsal yapının dışına çıkartılmış ve AB'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma (ABİA)'nın 185-187. maddeleri ile yeniden düzenlenerek denetim mekanizmasının içine yerleştirilmiştir. Sayıştay; 

  • Birliğin tüm gelir ve gider hesaplarını incelemek, 
  • Topluluk kuruluşlarına ilişkin tasarruflarla yasaklanmadıkça, Birlik tarafından kurulan organ, ofis veya ajansların tüm gelir ve gider hesaplarını da incelemek,
  • Avrupa Parlementosu'na ve Konsey'e, hesapların güvenilirliği ve bunların dayandığı işlemlerin hukuka uygunluğu ve düzgünlüğü hakkında, AB Resmi Gazetesi'nde yayımlanacak bir uygunluk bildirimi vermek, 
  • Sayıştay, gelir ve giderlerin hukuka uygunluğunu ve düzgünlüğünü ve mali yönetimin sağlam olup olmadığını inceler. Bu çerçevede, özellikle her türlü usulsüzlüğü bildirmek (s.149), şeklinde sıralanan bir kısım işlemleri yapmakla görevlendirilmiş bir birimdir. 

Sayıştay'da her üye devletten bir üye altı yıllık bir süre için görev yapacak şekilde seçilir (s.150). 

AB Ombudsmanı: Birlik vatandaşlarında veya (üye ülkelerden birinde ikamet eden veya sicilde kayıtlı merkezi üye devletlerden birinde bulunmak kaydı ile) gerçek ve tüzel kişilerin şikâyetlerini inceleyerek, Birliğin idari anlamda daha iyi çalışmasını sağlamak amacıyla tesis edilmiş bir kurumdur. Şikâyet sonucu veya Ombudsmanın tespiti sonucu bir kötü yönetim vakası tespit edilirse, üç aylık bir süre içinde durum ilgili kurum, organ, ofis veya ajansa bildirilir. Ayrıca şikâyette bulunan kişi de soruşturma hakkında bilgilendirilir (s.151). 

Ombudsman, Avrupa Parlementosu seçimlerinden sonra ve AP'nin görev süresi içinde seçilen tek bir kişidir ve tekrar atanabilir. Hiçbir organ, hükümet yada ajanstan talimat almayan ombudsman görevi boyunca da ticari gelir getirecek hiçbir faaliyette bulunamaz (s.152). 

Kaynak

Keskin, M Hakan (Doç. Dr.) AVRUPA BİRLİĞİ EL KİTABI Mitos'tan Lizbon'a; Seçkin Yayıncılık, Eylül 2014.

{seog:disable}

Üniversite: Bir Dekan Anlatıyor
Startup’lar geliyor!

İlgili Yazılar

 

Yorumlar (0)

Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın
Telif Hakkı © 2014-2019 Dış Ticaret Net. Tüm hakları saklıdır. Tasarım ve Geliştirme: ZY
Cron Job Starts