Bilgi İsteme ve Soru Sorma Usulüne Dair Bazı Notlar

Bilgi İsteme ve Soru Sorma Usulüne Dair Bazı Notlar

​Hepimiz bunu yapıyoruz. Hem de her gün. Bir şeyler öğrenmek veya elde etmek için birilerine sorular soruyoruz. Yol tarifi almak için, bir işe kabul edilmek için, bilmediğimiz bir dil konusunda yardım edinmek için, iş hayatımızda yol gösterici tavsiyeler almak için ve daha başka birçok sebepten tanıdığımız-tanımadığımız insanlara sorular soruyor, bilgi ve yardım talep ediyoruz. Bazen istediğimiz ve işimize yarar cevapları alabiliyor, bazen de kayıtsızlıkla karşılaşıyoruz. Aynı şekilde bu ve benzeri sorular ve talepler bize de geliyor muhtemelen. Kimisine elimizden geldiğince yanıt veriyor, kimisini ise belki görmezden geliyoruz. Çoğu kişi bu gerçeğin farkında olmasa da, soru sormak, daha doğrusu iyi ve usule uygun şekilde soru sormak aslında gerçek bir sanat. Peki, soru sorma ve bilgi isteme eyleminde başarıyı belirleyen veya başarı demeyelim de, bu işi uygun yapmak adına takip edilmesi gereken yöntem nedir? Bununla ilgili aklıma gelen bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

#1 

İş dünyası açısından bu işler genellikle şöyle yürür: Diyelim ki gıda sektöründe bir iş/yatırım yapacaksınız ve bu sektörde halihazırda çalışan veya daha önce bu işi yapmış bir kişinin sizinle tecrübelerini ve tavsiyelerini paylaşmasını, belki bazı kontaklar sağlamasını istiyorsunuz. Böyle bir kişiye öncelikle ortak bir tanıdık vasıtasıyla ulaşmayı denemelisiniz. Sonrasında, o kişiyi imkanınız ölçüsünde bir restorana yemeğe davet edersiniz ve o yemekte konuşacaklarınızı konuşur, öğrenmek istediklerinizi sorarsınız. Onunla bir öğle yemeği esnasında buluşarak muhatabınızın da zamanını fazla harcamamış olursunuz, çünkü en nihayetinde herkes yemek yemeye vakit ayırmak durumundadır. Eğer bu kişiyi kendi yerinde ziyaret edecekseniz ilgili kişinin uygunluk durumuna özen gösterip fazla zamanını almamaya çalışmalısınız. Ayrıca, yanınızda imkanınız ölçüsünde bir hediye götürmeniz de yakışık olur. 

#2 

Soru sorarak karşımızdaki kişiden muhtemeldir ki bir şey istiyoruz; bir bilgi, yardım veya başka herhangi bir şey, yani bir değeri, sonuçta bizde olmayan bir şeyi talep ediyoruz. Bunu karşılıksız bir şeymiş gibi görme hatasına düşmememiz gerekiyor. Karşılıksız diye bir şey yoktur; her şey karşılıklıdır ve mutlaka bir bedelin ödenmesi gerekir. O yüzden, bir şey istiyorken aynı zamanda karşı tarafa da elden geldiğince bir değer sunmaya çalışmak en yerinde olanıdır. Burada akla hemen para gelmesin; ödemenin para cinsinden bir şey ile yapılması gerekmiyor. Para zaten değerin kendisi değil onu temsil eden bir şey (Bakınız: Aslında Para Diye Bir Şey Yok). Ayrıca, yardımlaşma odaklı etkileşimlerde paranın kullanılması birçok durumda çok hoş da görünmeyebilir. Bazen sadece muhatabınızın size sunduğu zamanına ve bilgisine saygı göstermeniz bile yeterli olacakken bazen de daha fazlası gerekebilir. Örneğin, sizinle olan etkileşiminden muhatabınız da istifade etmiş ve keyif almış ise aslında bu bedelin bir şekilde ödenmiş olduğunu düşünebiliriz. O halde, herhangi bir kişiden bir şey isterken sadece almak mentalitesiyle yaklaşmayıp karşı tarafa ne verebileceğimiz, ona nasıl yardımcı olabileceğimiz üzerine düşünmek ve bu güdümle hareket etmek her iki taraf için de daha verimli bir etkileşim yaratacaktır. Her zaman için en iyi yol ise, almadan önce vermektir.  

#3 

Eskiden beridir röportaj yapmayı ve okumayı seviyorum. Sevdiğim bir edebi tür. İlgilendiğim konular hakkında konuşmak için beğendiğim ya da tanımak istediğim insanlara röportaj teklifleri götürüyorum sürekli. Onlardan bir şey istiyor, zaman ve uzmanlıklarını talep ediyorum. Onlardan bir şey isterken onlara da bir değer sunmayı ihmal etmemeye çalışıyorum. Bu değer bazı insanlar için kendi kişisel markalarının güçlenmesi, isimlerinin daha fazla ve farklı insanlarca duyulması olabiliyorken bazı insanlar için ise onların tutkuyla önemsedikleri bir konuya katkı yapılması, konunun daha fazla duyulmasının sağlanması olabiliyor. Beklentilerin karşılanması da bir ödeme şeklidir

Röportaj özelinden bakarsak, röportaj veren kişi zamanını ve uzmanlığını özel olarak benimle paylaşmıyor, benim hitap ettiğim kitle ile paylaşıyor, benim aracılığımla doğrudan onlarla iletişim kuruyor aslında. Dolayısıyla, çoğu durumda aldığım değerin karşılığını daha fazlasıyla ödediğim de oluyor. 

Genelde kıymet verdiğim insanlarla röportaj yaptığımdan röportajda onları onurlandırmayı ihmal etmiyorum. Sadece pasif bir dinleyici olmak yerine sorularımla konuya ben de katkı yapmaya çalışıyorum. Bazen sadece tek bir soruyu formüle edebilmek ve muhatabımın karşısına daha hazır bir halde çıkmak için birkaç kitap okuduğum oluyor. Ve tüm bunlar, en nihayetinde röportaj verene bir değer sunuyor ve ortaya iyi bir etkileşim çıkıyor. Röportaj için geçerli olan buradaki yaklaşım tarzı diğer tüm bilgi ve yardım talep etme durumları için de takip edilebilir. Bakmak isteyenler için severek yaptığım birkaç röportajın linkini buraya ekliyorum. 

A Wine Expert with a Dionysian Impulse  

Interview with a Chocolate Journalist  

Estonia as a Magnet for Investors and Entrepreneurs  

#4 

Eğer gerçek bir ustanın karşısındaysak ve ondan bir şeyler öğrenmeyi bekliyorsak öncelikle iyi bir öğrenci olmamız gerekiyor. Bu ustalar cömert olabilirler, karşılık da gözetmeyebilirler. Yalnız umursadıkları bir şey olur; o da zamanlarının ve emeklerinin bunu hak edecek, buna layık olan insanlara gitmesidir. 

Birçok hikaye ve filme konu olan garip ve zalim tavırlı kungfu ustalarını hatırlayın. Kendilerini öğrencilerine açmadan önce onları çeşitli sabır sınavlarından geçirirler. Nihayetinde, onların bu garip ve zalimce görünen, zorlayıcı davranışlarına odaklanmayan, bunları kişisel bir şeymiş gibi algılamayan, küsüp tavır takınmayan iyi öğrenciler onların bilgisini edinebilirler. 

#5 

Bizim neslin görgülü kişileri tanımadıkları birisine yol tarifi sorarken bile belli bir mahcubiyeti takınan ve aldıkları cevap istedikleri cevap olsun olmasın nihayetinde teşekkür eden insanlardı. Bugün teşekkür etmesini dahi bilmeyen büyük bir kitle var dışarıda. Özellikle yeni kuşak gençlerde gördüğüm, yabancı bir insandan bir şey isterken takınılan son derece rahat tavrı çok tuhaf ve bazen de laubali buluyorum.

Maalesef insanlar muhataplarından talep ettikleri bilgi ve harcanacak zamanı sanki değersiz bir şeymiş gibi görme eğilimindeler; muhtemelen bu yüzden çok rahatça istiyorlar ve teşekkür etmeyi de bilmiyorlar.

#6 

Cimri olduğu kadar da kurnaz bir adam bir gün hastalığıyla ilgili doktor komşusundan bedava çözüm almak istemiş. Doktor komşusunu yolda görür görmez hemen yanına gidip sanki öylesine sohbet ediyormuşçasına ona sormuş: "Efendim, farz edin ki size bir hasta geldi ve şöyle şöyle -burada kendi rahatsızlığını izah eder- bir rahatsızlığı olduğunu anlatır. Ona ne yapmasını tavsiye ederdiniz?" Doktor "Ona bir hekime danışmasını tavsiye ederdim" deyip yoluna devam etmiş. 

Bizler ekmeğini bu işlerden çıkaran insanlarız. Bu fıkradakine benzer bir kurnazlığı hissettiğim anda cevabım çok net olur: "İşinizi geliştirmek istiyorsanız uzmanlardan hizmet almalısınız!" 

#7 

Cem Yılmaz'ın G.O.R.A filmindeydi. Uzaylı sorgu görevlileri Arif'i (Cem Yılmaz) mülakata alıyor ve "Anlat!" diyordu. Arif de, "Malı Arap Faik'ten alıyorduk. Karabük'te ikinci yükleme yapıyorduk..." diye başlıyordu öylesine bir şeyler anlatmaya. 

"Anlat!" diye soru olmaz ama böyle "soru"larla karşılaşıyoruz maalesef. "Bana dış ticareti anlatır mısınız?" "Nasıl başarılı ihracatçı olurum, anlatır mısınız?" "Bana yol gösterin?" Bunlar ham, formüle edilmemiş, çoğu durumda tembellik ve bilgisizlik kokan veya kısa yoldan köşe dönmeci mentaliteyi bariz bir şekilde hissedebileceğiniz ifadeler. "Anlat!" der gibi bu tarz ifadelerinize bir cevap alamıyorsanız problemi kendinizde aramalısınız. 

İyi araştırmacılar soruların ne kadar önemli olduğunu bilirler ve soruları üzerinde çalışırlar. Doğru soruları sormadan doğru cevapları alamazsınız. Soruları işlemek, spesifik hale getirmek ve iyi formüle etmek gerekiyor

Bitirirken 

Dış Ticaret Net'in amaçlarından bir tanesi de bu sahada çalışan insanlar arasında iletişim ve işbirliği imkanları yaratmaktır. Birbirimize yardım etmek de bunun bir parçasıdır elbette. Fakat yardımlaşmayı da doğru anlamak ve onun kendine has dinamiklerine uygun davranmak zorundayız. Ancak bu şekilde birbirini besleyen ve güçlendiren bir topluluk çıkarabiliriz buradan.

Teslim Şekli Nasıl Belirlenir?
Güney Amerika (Latin Amerika) Pazarına Genel Bir B...

İlgili Yazılar

 

Yorumlar (8)

  1. Özkan Özkaya

10 numara bir yazı olmuş. Özellikle 5. ve 6. maddelerdeki durumlarla sık karşılaşıyoruz. Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş...

  Ek Dosyaları
 
  1. Zafer Yılmaz    Özkan Özkaya

Beğendiğiniz için teşekkürler, Özkan Bey. Selamlar.

  Ek Dosyaları
 
  1. Ferhat TOKUL

Güzel ve Okunmaya değer bir yazı elinize sağlık

  Ek Dosyaları
 
  1. Zafer Yılmaz    Ferhat TOKUL

Teşekkürler, Ferhat Bey.

  Ek Dosyaları
 
  1. Ekrem Sözen

yazı ve özellikle verilen örnekler güzel ve başarılı...

  Ek Dosyaları
 
  1. Zafer Yılmaz    Ekrem Sözen

Teşekkürler, Ekrem Bey. Beğendiğinize sevindim.

  Ek Dosyaları
 
  1. Ilkay

Kendini dış ticaret alanında geliştirmeye çalışan kişiler için çok önemli ip uçları veriyorsunuz. Şahsım adına teşekkür ediyorum.

  Ek Dosyaları
 
  1. Zafer Yılmaz    Ilkay

Size de teşekkürler.

  Ek Dosyaları
 
Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın
Telif Hakkı © 2014-2019 Dış Ticaret Net. Tüm hakları saklıdır. Tasarım ve Geliştirme: ZY
Cron Job Starts