Blog

İhracat, ithalat, lojistik, gümrük, pazarlama gibi çeşitli dış ticaret konularında öğretici ve bilgilendirici yazıların yayınladığı çok yazarlı bir blog platformudur. Bloga abone olmayı unutmayın.

Ekonomik Doktrinlerle Orta Çağ Sonrası Dış Ticaretin Gelişimi

mercantilism

1453'de İstanbul'un Türkler tarafından fethi ile sarsılan Batı dünyası yeni arayışlar içine girmişti. Özellikle yeni deniz yollarının bulunması ve yeni coğrafi keşifler ile Avrupa ülkelerinin ufku genişlemeye başlamıştı. Tüm bu hareketlerde ilk ve belki de tek hedef kendi ülkelerinin zenginleşmesi, daha güçlü olması idi. O günün büyük denizci ülkeleri bu harekette başı çekmekteydiler. Portekiz ve Cenevizli gemici ve maceracılar bu işlerde önde gidenlerdi. 1487 yılında Portekizli Barthelemy Diaz'ın Ümit Burnunu keşfi, 1492'de Cenevizli Christophe Colomb'un Amerika'yı keşfi ve 1498'de Vasco da Gama'nın Ümit Burnu üzerinden Hindistan'a ulaşması kritik ve önemli zaman dilimlerine işaret etmekteydi.

​Tüm bu gelişmeler ülkelerin gözünü dışarıya yöneltmişti. Özellikle Hindistan'a yeni bir rota üzerinden ulaşılması, Amerika'nın keşfi vb. şeyler Avrupalıların ağzını sulandıran, iştihalarını kabartan gelişmelerdi. Sömürgecilik ile elde edilen yeni yerlerden çıkarılan madenlerin ve değerli taşların Avrupa'ya getirilmesi ile Avrupa zenginleşmeye başlamış ve bu zenginleşme neticesinde enflasyon artışı ile para, ticaret ve kısaca ekonomi alanında yeni doktrin ve fikirlerin oluşması kaçınılmaz hale gelmişti. İşte önce merkantilizm (1450-1750) ve arkasından gelen fizyokrasi ile bir yandan dış ticaret yaygınlaşırken, ekonomi de bir bilim halini almaya başlamıştı. Özellikle İngiliz Adam Smith, David Ricardo, Fransız Jean Baptiste Say ve Frederic Bastiat gibiler ile ekonomi bilimsel bir disiplin halini alıyordu. 

Pek çok ekonomiste göre merkantilistler ilk iktisadi doktrinleri ortaya koyan kişilerdir. Merkantilizm 1450-1750 yılları arasında Avrupa'da yaygın olarak kabul gören ve Rönesans ile başlayan zihnî devrimin bir neticesi sayılabilecek olan bir ekonomi doktrinidir. Merkantilizm, İtalyanca (Merkator) ve Latince tacir anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir. Rönesans ile Avrupa büyük bir değişime yelken açınca, ticarî hayatın bundan etkilenmesi de kaçınılmaz olmuştu. Rönesans ile o güne kadar yaygın olarak benimsenmekte olan ve bir Aristo felsefesi olan ideal düşüncenin yerini materyalist düşünce ve para kazanma hırsı almıştı. Zenginleşme, para kazanma ve lüks hayat düşüncesi Avrupalıların hayallerini süslemeye başlamıştı. Ekonomide de dinî ve ahlakî kurallar yerine kişisel çıkarlar ön plana geçmişti. Sömürgelerden gelen madenler, mallar Avrupa'da enflasyonu tetiklemiş ve bu durum paranın yaygınlaşmasına (monetarist düşüncenin değişmesine) zemin hazırlamıştı. Derebeylikler yıkılmış, onların yerini ulusal ve büyük devletler almaya başlamıştı. Tüm bu değişimler Avrupa'yı dünya sahnesinde öne çıkarıyordu. 1758'de Fransa Kralı 15. Louis'in doktoru olan François Quesnay'ın İktisadî Tabloyu* yazması ve Fizyokrasi döneminin açılmasına kadar devam eden Merkantilist dönem Avrupa ve belki de tüm dünya için ekonomide yeniliklerin başlangıç dönemidir. 

Fizyokrat dönem ise liberalizmin ve tabi ki de dış ticaretin daha bir yaygınlaşacağı bir zaman dilimidir. İlk kez Fransız Gournay Vincent tarafından söylenen ve sonra İngiliz iktisatçılarınca formüle edilerek yaygınlaşan "laissez faire, laissez passer-bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" ile ülkeler arasında dış ticaret daha bir kolaylaşmış, daha bir yaygınlaşmıştır. Fizyokrasi, Fransız düşünürlerce insanların refahını artırıcı yolları aramak ve aslında merkantilistlere karşı bir antitez olarak ortaya atılan bir klasik ekonomi doktrinidir. Fizyokrasi, tarımı ön plana alan ve ticareti de servet yaratmaktan uzak olduğu için kötüleyen bir görüştü. Öyle ki fizyokratlara göre tarım dışı tüm işler artı değer yaratmaktan uzaktır. Fizyokratlara göre dış ticaret ülkeler için bir fazlalık veya kâr yaratmaz. Ama ilginçtir ki, liberalizmin doğuşu ve dış ticaretin gelişmesi fizyokratlar eliyle olmuştur. "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" sözünün kaynağı olan fizyokrat düşünürler aslında karşı oldukları ticaretin daha da yaygınlaşarak uluslararası arenada muhteşem bir dış ticaret sahasının açılmasını sağlamışlardır. 

Orta çağ boyunca kanaatkâr olmak, zaruri olmayan harcamalardan kaçınmak genel kabul gören ve kilise tarafından dayatılan görüşlerdi. Bu durum ise ticaretin gelişmesine engel olmaktaydı. Ama Rönesans ile insanlar dinden uzaklaşmaya başlamış, ekonomi öne çıkmış, şahsî çıkarlar ve kazanma hırsı ön plana geçmişti. 1509-1564 yılları arasında yaşayan Calvin, kişisel hürriyet, para kazanma ve refah artışı konusunda o güne kadar olan düşünceleri yıkmıştır. Calvin'e göre para kazanmak, Tanrının da istediği bir şeydir. Böylelikle Calvin bir bakıma Tanrı ile insanları barıştırmaya çalışarak orta bir yol takip etmek istemişti. Calvin'in bu düşünceleri Avrupalıları daha da hırslandırmış, teşvik etmişti. 

Ricardo'ya (1772-1823) göre serbest dış ticaret ülkelerin gelişmesi için ve denge halinin oluşumu için gereklidir. Ricardo, uluslararası ticarette paradan ziyade mal mübadelesi önemlidir diyerek dinamik bir dış ticaret teorisi kurmaya çalışmıştır. Ricardo, bununla gelir dağılımının maliyete bağlı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Smith gibi bir fikir yürüterek mukayeseli üstünlükler ile ülkelerin üretimde kendi çıkarlarına göre hareket ederek kârlı olan alana yöneleceklerini ve böylelikle ekonominin dengeye ulaşacağını düşünmekteydi. Adam Smith de aynı şekilde ekonomide denge hali için dış ticaretin gerekli olduğunu belirtmektedir. Smith, uluslararası iş bölümü ile her ülkenin kendisine en kolay geleni en ucuz şekilde üreterek zenginleşebileceğini vurgulamıştır. 

Ricardo, dış ticaretteki mal ve para hareketlerini açıklamaya çalışmakla iktisat bilimine dış ticaret alanı açısından en büyük katkıyı yapan kişidir. Bu arada o günkü iktisatçılar için "ekonomide tam denge halinin" referans alındığını ve her zaman için ekonominin dengede olması gerektiği düşüncesi ile hareket edildiğini hatırlatalım. Günümüzde hala daha tartışmalı olan bu düşüncenin o günün şartlarında etki-tepki prensipleri ile oluştuğunu, klasik doğa kanunlarının bir yansıması olduğunu unutmamak lazımdır. Ta ki Keynes'e kadar... Keynes ile klasik ekonomi sorgulanmaya başlanmış, ekonomide tam denge hali için tam istihdama gerek olmayabileceği düşüncesi gelişmiştir. 

Özetleyecek olursak, merkantilistlere göre altın miktarının arttırılması zenginleşmek için gereklidir ve bunun için devlet müdahale edebilir. Fizyokratlar ise tarımsal üretime önem vererek tarımsal ürün ihracı ile zenginleşilebileceğini ve bunun için de serbest bir dış ticaret politikasının benimsenmesi gerektiğini söylemişlerdir. Fizyokratlar ekonomik anlamda mutlak bir hürriyeti savunurken, merkantilistler milliyetçi davranışlar sergilemektedirler. Her iki görüş de yaşandığı çağın düşünce yapısı ile oluşmuş ve kişileri etkileyerek dünya ekonomisinin yol haritasını şekillendirmiştir. 

Bu kısa yazıda anlatmaya çalıştığımız gibi, Avrupa'nın Rönesans ile yaşadığı değişimin neticesinde dış ticaret sahası açılmış ve ekonomi bilimsel bir disiplin haline gelmiştir. 

*Pek çok iktisatçı tarafından önemli bir aşama sayılan İktisadî Tablonun yayınlanmasını bir başka yazıda ele alacağız.

Kaynakça 

Özgüven, A. (1992); İktisadi Düşünceler- Doktrinler ve Teoriler. Filiz Kitabevi, İstanbul 

Eren, E. (2004); Yönetim ve Organizasyon. Beta Yayınları, İstanbul 

Genç, N. (2012); Yönetim ve Organizasyon, Çağdaş Sistemler Ve Yaklaşımlar. Seçkin Yayınları. İşletme ve Finans.

Bu iletiyi değerlendirin:
Latin Amerika'nın Gözdesi Brezilya Pazarına Bir Ba...
Örgüt İklimi
 

Yorumlar (2)

  1. Zafer Yılmaz

Keyifle okunan güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

  Ek Dosyaları
 
  1. ÖZKAN ÖZKAYA    Zafer Yılmaz

Teşekkür ederim, Zafer bey.

  Ek Dosyaları
 
Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

Yorum konuk olarak yapılıyor. Bir hesap açabilir ya da hesabınız varsa oturum açabilirsiniz. Sign up or login to your account.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın

Bizi takip edin