İhracat Nereye: Türkiye ve Denizli

ihracat-nereye-turkiye-ve-denizli

Pamukkale Üniversitesi Gün Ortası Semineri Notları

Denizli Pamukkale Üniversitesi geleneksel hale getirdiği ve halka açık olarak gerçekleştirdiği gün ortası seminerleri ile kısa fakat özlü bilgilendirmeler yapmakta. Bu hafta yeniden başlayan ve ilki geçtiğimiz Perşembe günü yapılan seminerler her Perşembe saat 13:15 ile 14:15 arasında İİBF'de B blok salonunda gerçekleştirilmektedir. İlk seminerin ismi "İhracat Nereye: Türkiye ve Denizli" diye duyurulunca ilgimi çekti ve katıldım. Doç. Dr. Sevcan Güneş Hocanın yaptığı sunum dolu dolu, anlamlı ve güzeldi. İhracat ve ithalat ile cari açık konularında istatistik bilgilerinin verildiği seminerde ülkemizin AB ülkeleri ile ciddi bir alışveriş içerisinde olduğunu, yani hâlâ kısıtlı pazarlara hitap ettiğimizi gördüm.

Seminerden aldığım notları sıralayacak olursam:
  • Satışlarımızın çoğunluğu hâlâ ham ürün ve/veya ara malı şeklinde sınıflandırılabilir. Ne bölgesel ne de global bir markamız hâlâ yok. Ve en önemlisi nihai tüketiciye dönük ürün satışımız yeterli seviyede değil. Marka olmak ve özellikle de nihai tüketiciye yönelik ürün pazarlayabilmek kâr marjının yüksekliği ve piyasada kalıcı olma adına çok önemli ama bu konuda çok gerilerdeyiz.
  • İhracat kalemlerimiz genelde ara malı ve üretimimiz de fasonculuk şeklinde. Denizli için konuşulacak olursa tekstilcilerimiz, mermercilerimiz fasonculuk yapmaktalar. Ülkemizin diğer illerinde de durum çok farklı değil. Örneğin, fındığı bizden ham olarak alan Nestle, çikolatanın içine katarak daha yüksek fiyata satmakta.
  • Tarım sektöründe pek çok üründe rekoltede üst sıralarda olsak da istenen kârlılığı yakalayabilmiş değiliz. Buna ilaveten üretim rekoltesindeki yıllara göre yaşanan iniş çıkışlar, standart ürün (aynı kalite ve aynı ebat) çıkaramamanın getirdiği sıkıntılar da ihracatımızı olumsuz etkilemektedir.
  • Seminerde ilgimi çeken güzel bir konu da şuydu: Dünyada teknoloji üreten ve satan ülkelerin şu an içinde bulundukları seviyeye bir anda gelmedikleri, sıçrama şeklinde ani yükselişler yaşamadıkları anlatıldı. Bulundukları seviyenin yakalanması için ülkenin eğitimden yatırıma, üretimden pazarlama sistemine kadar pek çok alanda kendini yenilemesi ve günün koşullarına göre revize etmesi gerekmektedir. Bu konudaki tespitler ve bilimsel araştırmalar çok anlamlı ve önemli olarak görünüyor. Üniversitelerimizin ve odalarımızın bu alanda ciddi çalışmalar yapması, yol haritaları çıkararak işletmelere rehberlik etmeleri gerekmektedir.
  • Teknoloji üretiminde söz sahibi olmak ve sonucunda da ihracatta iyi bir konuma gelerek genel refahı yükseltmek için, "ekonomik karmaşıklık" diye tanımlanan yeni bir kavramdan yararlanılması gerektiği söz edildi. Ekonomik üretim yapılarının yetkinliği, gelişmişlik, rekabetçilik ve dolayısıyla büyüklük durumu için bir gösterge olan "ekonomik karmaşıklık", bir ülkenin üretim yelpazesinde ne kadar farklı bilgi ve yetkinlik kullanılarak oluşturulmuş ürünler olduğuyla ilgileniyor. Aslında ülkelerin ekonomik üretim yapılarının bileşenleri olan bilgi ve yetkinliği ölçmeyi hedefleyen bu metodoloji Harvard Üniversitesi akademisyenleri Ricardo Hausmann ve César Hidalgo tarafından 2000'lerin sonlarında geliştirilmiş bir yöntem. Bu yöntemin en güzel ve anlamlı tarafı bir ülkenin ihraç ürünleri gamının üretim yapısını yeterince yansıttığının varsayılması. Hesaplamaları yaparken üretim değil ihracat verileri temel alınıyor. Bunun nedeni ise bir ürün ihraç edilebiliyorsa bu durumun bir "nitelik", yani belli bir standardı sağladığının göstergesi olarak ele alınmasıdır. Eğer bir ürün yasal nedenler haricinde ihraç edilemiyorsa, zaten yeteri kadar iyi ve çok sayıda üretilemiyor şeklinde yorumlanmaktadır. Ülkelerin yalnızca mevcut üretim ve ihracat yapılarını koruyarak daha yüksek gelire ulaşmalarının güç olduğu, ancak daha karmaşık ürünlerin üretimi ve ihracatı ile yüksek gelir elde edilebileceği ve bunun daha sağlıklı olduğu savunulmaktadır.
  • Teknolojik ürün satışının ülkenin gelişmişliğini göstermesi yanında, istihdam yapısına da etkilerinin olduğundan bahsedilmesi sosyolojik sonuçları da olan bir tespit. Zira teknolojik ürün üretebilen firmalar çalışanlarına yüksek ücret verebilmektedirler. Bizim ise ürünlerimiz genelde emek yoğun ve düşük teknolojili hatta hiç teknoloji gerektirmeyen ürünler olduğu için çalışanlara yüksek ücret verebilme imkanına sahip değiliz. Hatta buna dönük bir politikamız bile yok. Düşük kâr marjlarıyla çalışan firmalarımız istihdam ettikleri kişilere de düşük maaş vermek durumunda kalmaktadırlar. Bu durum firmaları güçsüz kıldığı gibi, çalışanları da etkilemekte ve ülkenin refah seviyesinin yükselmesinde de ciddi bir engel olarak gözükmektedir.

Bitirirken

Seminerde ana hatları ile bahsedilen konular bunlardı. Ben şahsen faydalandım. Özellikle "Ekonomik Karmaşıklık" ilgimi çekti. Sizin düşünceleriniz nelerdir?

Başarının Sırrı Nedir?
Carriage Paid To (CPT) Teslim Şekli Nedir?

İlgili Yazılar

 

Yorumlar (1)

  1. Zafer Yılmaz

Notlarınız için teşekkürler, Özkan Bey. Gerçekçi yorumlar dile getirilmiş.

  Ek Dosyaları
 
Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın

Kadıköy, 34716, İstanbul, Türkiye

  • Email: editor@disticaretnet.com
  • Mobil: +90 530 408 7500
    Telif Hakkı © 2014-2018 Dış Ticaret Net. Tüm hakları saklıdır. Tasarım ve Geliştirme: Storybey