İhracatçının Ekonomik Krizi Olmaz

İhracatçının Ekonomik Krizi Olmaz

​Dünya genelinde ekonomik bir durgunluk söz konusu. Özellikle bazı gelişmekte olan ülke ekonomileri hiç de olumlu sinyaller vermiyor. Adı konmamış global bir ekonomik krizden bahsediliyor. Diğer taraftan, KOBİ'lerimiz ihracat yapamamaktan, uluslararası pazarlarda satış yapacak müşteri bulamamaktan yakınıyor. Peki, bu tabloda günah keçisi kim? KOBİ'lerin ihracat yapamamalarına bir mazeret olarak ekonomik krizi göstermeleri ne kadar doğru? Burada biraz durup berrak bir şekilde düşünmek gerekiyor.

​Yazar James Altucher'in sevdiğim bir lafı var; diyor ki: "Krizmiş, durgunlukmuş farketmez. (Amerikan) Ekonomi(sin)de 15 trilyon dolar var. Bundan bir parça sen de alabilirsin." Yani, ekonomik kriz de olsa ortada bir pasta var. Belki bu pasta biraz küçülüyor ama ortadan kalkmıyor; ekonomik aktivite belki azalıyor ama hiçbir zaman sıfırlanmıyor. Başka bir deyişle, önemli olan pastanın ufalması veya büyümesi değil, o pastadan bizim ne kadar pay aldığımızdır. Ekonomi küçülse bile, doğru şeyleri yapıyorsak, pazar payımızı arttırarak büyümemiz bile söz konusu olabilir. 

Ekonomik kriz dönemleri adeta doğal seleksiyon gibidir. Zayıf ve iyi olmayanlar ortadan kalkar. Sadece güçlü ve gerçekten iyi olanlar hayatta kalır; hatta, sadece hayatta kalmazlar, aynı zamanda bu süreçten daha da güçlenerek çıkarlar. Bu açıdan bakarsak, filmdeki kötü karakter aslında ekonomik kriz değildir ve KOBİ'lerimizin ihracattaki başarısızlığı için geçerli bir mazeret de teşkil etmez. Çünkü, pazarı tüm dünya olan vizyon sahibi bir ihracatçı KOBİ'nin ekonomik krizi falan olmaz. Oluyorsa eğer, başından beridir bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Şimdi bu yanlış gidebilecek bazı şeylere kısaca bir bakalım.

Ürün ve Hizmet Kalitesi

Bana kızanlar olacak ama bunu da açıkça söylemem gerekiyor: KOBİ ölçeğindeki birçok Türk üretici ürün kalitesi konusunda problemli; kalitede belli bir standardı yakalayamıyorlar veya bir dönem yakalasalar bile bunu devam ettiremiyorlar. Çünkü bir takım standart kalite kontrol süreçleri yok. Ama esas eksik olan şey bu değil; kalite kontrol süreçlerindeki sıkılık ve titizlik de aslında bir tutkudan kaynaklanması gerekiyor. Eksik olan şey bu. Kalitede, yani iyi eserler çıkarma konusunda bir tutku yok. Eski zanaatkarların el emeği eserleri ile aralarındaki bağa benzer bir şeyden bahsediyorum. Patronların ve yöneticilerin imzalarını attıkları ürünleriyle aralarındaki bağ kopmuş veya hiç var olmamış. Öyle olunca, "Ürün problemli mi? Parasını nasılsa peşin aldım. Gönder gitsin!" tarzı yaklaşımlara bolca rastlıyoruz. Çünkü, gerçekten umurlarında değil. Yani, kibar bir şekilde söylersek, zihniyetle ilgili problemler var. Bu konuda bir iyileşme beklemek için belki de ülkedeki tüm patron profilinin değişmesi gerekiyor.

İhracat Pazarlama

Etik konuları bir tarafa bırakıp sadece ihracat pazarlama cephesinden bakarsak, kalite konusunda bir ihracat müşterisine problem yaşattınız mı, sadece onu kaybetmiyorsunuz; o pazardaki onun gibi diğer tüm potansiyel müşterilerinizi de, daha onlara "Hello!" bile demeden, kaybetmiş oluyorsunuz. Kötü şöhreti temizlemek hiç de kolay birşey değildir - ki her şeyden evvel o problemi yaratan zihniyeti ortadan kaldırmak gerekiyor. Ayrıca, müşterilerini kalitesiz ürünlerle mağdur eden Türk ihracatçısı sadece kendisine de zarar vermiyor. Sonuçta topyekun Türk ihracatçısının imajı lekeleniyor ve işini hakkıyla yapan firmalar da bundan olumsuz etkilenebiliyor.

İhracat pazarlama konusuna gelmişken ihracatçı olmak isteyen KOBİ patronlarının kafalarındaki bazı yerleşik yanılgılara da değinmekte fayda var. "Fuarlara katılalım, kartvizit toplayalım, sonra gelsin siparişler" şeklinde özetleyebileceğim bir yanılgı var. Herşeyden evvel fuarlar oldukça pahalı ve hantal etkinlikler. Maliyet-fayda ölçeğinde dikkatli değerlendirilmeleri gerekiyor. İstisnalar olduğunu kabul etmekle birlikte, çoğu fuar etkinliğini verimsiz buluyorum. O yüzden fuarlar yerine, çoğu zaman sahada pazar araştırması ve online pazarlamaya yatırım yapmayı tercih ediyorum. Yine de az sayıdaki etkili fuarlara katıldığınızı farzedersek, şunu vurgulamakta fayda var: Önemli olan fuara katılıp kartvizit toplamak değildir; o süreci iyi ve etkili bir şekilde yönetebilmektir. İhracat pazarlamada herşeyi belirleyen sizin iletişim kalitenizdir. Bu olmadan elinizdeki kartvizitlerin hiç bir değeri olmaz.

Diğer bir yerleşik yanılgı da, iyi-kötü belli bir müşteri portföyü yaptıktan sonra veya birkaç büyük alıcıya sırtını yaslayıp ihracat pazarlama işini savsaklamaktır. Bunun sonucu olarak, pazar araştırması lüks veya gereksiz birşey olarak görülür, haliyle politik risklere bakılmaz, bırakın alternatif/uzak pazarların araştırılmasını, mevcutta çalışılan hedef pazarlar bile ziyaret edilmez, markalaşma ve online pazarlama çalışmaları yapılmaz, "küçük" müşteriler küçük görülür, networking faaliyetlerine katılınmaz, vesaire vesaire. Şimdi bu filmin sonunda sizce ne oluyor dersiniz?

Tasarım ve Ürün Geliştirme

Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) içerisinde değerlendireceğimiz tasarım ve ürün geliştirme konularında, bazı sektörlerde hareketlilik görsek de, genel olarak KOBİ'lerimizde bir ilgisizlik söz konusudur. Yenilikçi bir ürün geliştirmeyi geçtim, mevcut ürünlerde ufak iyileştirmeler bile yapılmaz veya yapılmak istenmez. Kullanıcıların samimiyetle verdikleri son derece değerli geri bildirimler kaale alınmaz. Halbuki, "Bazen, biraz büyük fark yaratır" sözünde güzel bir şekilde ifade edildiği gibi, ürün tasarımına yapılacak ve kullanıcı deneyimini iyileştirecek ufak bir dokunuş bile büyük farklar yaratabilecektir. Bu ihracat satışlarını da ateşleyecek bir şey. Bunu yapmak çok mu zor? Yine dönüp dolaşıp ürün ile onun yaratıcısı arasındaki bağ konusuna geri dönüyoruz.

Bitirirken

Yine söylüyorum, pazarı tüm dünya olan bir ihracatçının ekonomik krizi falan olmaz; ama vizyon ve tutkunun eksik olmaması kaydıyla.

Neden İhracat Yapmalı?
İş Arayışı ve Başarı Merdivenlerini Tırmanmak

İlgili Yazılar

 

Yorumlar (8)

  1. Mehmet Ali Altundal

İhracatçının krizi olmaz..İhracatın yol haritasını bilenler kriz yaşamaz

  Ek Dosyaları
 
  1. Zafer Yılmaz    Mehmet Ali Altundal

Aynen Mehmet Bey. Sağlıcakla.

  Ek Dosyaları
 
  1. Haluk Ural

Çok yerinde tespitler.

  Ek Dosyaları
 
  1. Zafer Yılmaz    Haluk Ural

Teşekkürler, Haluk Bey.

  Ek Dosyaları
 
  1. Mustafa EKiN

Emeğinize sağlık Zafer Bey, bizim imalatçılarla toplantılarda parça parça konuştuğumuz konuları özetlemişsiniz. Müsaadenizle paylaşacağım.

  Ek Dosyaları
 
  1. Zafer Yılmaz    Mustafa EKiN

Beğendiğinize sevindim, Mustafa Bey. Elbette, paylaşırsanız memnun olurum. Teşekkürler.

  Ek Dosyaları
 
  1. İzzet Duru

Zafer Bey,

Yazıyı daha önceden okumuştum, şimdi fırsat bulup yazabiliyorum.

Elinize sağlık, doğru noktalar değinilmiş. Kitabıma da dahil olan bir konudur.

Saygılar....

  Ek Dosyaları
  Yorum son olarak 1 yıl kadar önce zamanında İzzet Duru tarafından düzenlendi İzzet Duru
  1. Zafer Yılmaz    İzzet Duru

Teşekkürler, İzzet Bey. Kitabınızı da bekliyorum merakla.

  Ek Dosyaları
 
Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın
Telif Hakkı © 2014-2019 Dış Ticaret Net. Tüm hakları saklıdır. Tasarım ve Geliştirme: Storybey
Cron Job Starts