Sosyal Medyayı Kullanmanın Bedeli

Sosyal Medyayı Kullanmanın Bedeli

Sosyal medya son yılların dilden düşmeyen trend konusu. Herkes sosyal medyanın gücünden, sosyal medyayı kullanmanın şirketlere yaratacağı faydalardan falan bahsediyor. Öyle ki, her yerde nerden geldiklerini bilmediğimiz sosyal medya uzmanlarını görür olduk. "Yakında üniversitelerde bununla ilgili bir bölüm bile açarlar" diye yazacaktım ki, meğer bazı özel üniversiteler iletişim fakülteleri bünyesinde bu işe çoktan el atmışlar bile.

Sosyal medya denilince de ülkemizde akla gelen ilk web sitesi Facebook oluyor. Aslında Facebook'a sadece bir web sitesi demenin küçümseyici bir yaklaşım olduğunu kabul etmeliyim. Çünkü Facebook uzun zamandır "internetin kendisi" olmaya oynuyor. Milyonlarca bağımlı kullanıcısı için öyle de oldu zaten.

Online pazarlama cephesinden bakarsak, Facebook oyunun kurallarını ve dengeleri oldukça değiştirdi. Büyük şirketler çoktandır Facebook ve diğer sosyal medya platformlarında yerlerini aldılar ve bu platformları aktif şekilde kullanıyorlar. Birçok küçük ve orta ölçekli şirket ise sosyal medyayı kullanma konusunda ya ağırdan alıyor ya da kullanamıyor. Çünkü, örneğin Facebook'ta bir hayran sayfası açmanızla her şey bitmiyor. O sayfayı ilgi çekici hale getirmeniz, güncel tutmanız, takipçi sayınızı büyütmeniz, haber ve yorumlarla bu takipçi kitlenizi beslemeniz ve onlarla diyaloga girmeniz gerekiyor. Ayrıca kızgın veya kötü niyetli kullanıcıların yorumlarına cevap vermeli ve spam mesajlarla da başa çıkmalısınız. Başka bir deyişle, Facebook üzerinde online bir topluluğu kurmak ve yönetebilmek için kaynak yaratmalı, yani bir bedel ödemeniz gerekiyor. Ne var ki sosyal medya söz konusu olunca kimse bu bedelden bahsetmiyor.

Bir dönem Facebook'u kullanmayı bırakan Amerikalı blogcu Steve Pavlina "30 Gün Facebook Orucu" (Orijinali: 30 Days Facebook Fast) isimli yazısında bu bedelin kendisi için çok yüksek olduğunu yazar ve Facebook ile ilgili deneyimlerini okurlarıyla paylaşır. Aşağıda bu uzun yazıdan seçip çevirdiğim bazı kısımları okuyacaksınız. Yazı 2011 yılına ait ve o tarihten bu yana Facebook özelliklerinde birçok değişiklik yaptı. Buna rağmen Pavlina'nın buradaki birçok tespitinin halen geçerli olduğunu düşünüyor ve bu tespitlerin küçük ve orta ölçekli işletmelerin sosyal medyayı daha sağlıklı değerlendirmesinde faydalı olacağına inanıyorum.

**
Steve Pavlina

30 Günlük Facebook Orucu

Facebook'u terk edeli 30 gün oldu, böylece bunun nasıl bir şey olduğuna dair bir güncelleme yapayım istedim.

...

Facebook üzerindeki iletişim çoğunlukla düşük önceliğe haiz gürültüdür.

Facebook'u bıraktığımda hayatımdaki iletişimin sesinin büyük ölçüde düştüğünü fark ettim. Bununla birlikte, büyük ve anlamlı iletişimin seviyesinde hiçbir düşüş hissetmedim. Kayıp olarak gördüğüm şey çoğunlukla büyük bir gürültüydü.

Genel olarak konuşursam, Facebook aracılığıyla iletişim sığ bir deneyimdir. Çeşitli insanlardan gönderilen kısa mesajların akışını (stream) okursunuz, ama mesajlar çok bir derinlik içermez.

...

Arkadaşlar bireyselliklerini kaybediyor ve kollektifin bir parçası oluyorlar.

Facebook tek bir akışa aşırı fazla bir iletişimi sıkıştırıyor ve bu bir kişiliksizleştirme etkisi yaratabiliyor. İnsanlarla kitle olarak iletişim kurmaya devam ettikçe, her bir kişiye benzersiz bireyler olarak değer vermenin aksine, online arkadaşlarımı zamanla bir network, akış gibi düşünmeye başladım.

Bir statü güncellemesi göndereceğim zaman, bunu alması beklenen alıcı kimdi? Hangi arkadaşımı güncelliyordum? Gerçekte spesifik herhangi biriyle paylaşım yapmıyordum. Sadece kollektif ile paylaşım yapıyordum.

...

Facebook görünürlüğü arttırmak için pahalı bir yoldur.

Sosyal ağ iletişiminin ticari değeri hakkındaki bir sürü aldatmacadan haberim var. Bu aldatmacaların çoğu bu işten para kazanmaya çalışanlar tarafından yayılıyor. Kazma ve kürek satarak geçimini sağlayan insanlardan altın hakkında tavsiye alırken dikkatli olun.

Ticari açıdan, sosyal ağ iletişiminden beklenen bir fayda sizin görünürlüğünüzü yükseltebilmesidir. Görünürlüğünüzü yükseltmek harika bir şey. Eğer (doğru insanlar arasında) daha fazla görünür iseniz, daha fazla iş çekebilirsiniz. Bu işin güzel tarafı.

Fakat bütün görünürlük yükseltme metotları aynı değildir. Eğer görünürlüğünüzü yükseltmek için Facebook'u kullanıyorsanız, bu beraberinde ağır bir bedelle gelir. Görünürlüğünüzü yükseltirken ulaşılabilirliğinizi de arttırmış olursunuz.

Örneğin, eğer bir Facebook sayfanız varsa, o zaman bir mesaj kutunuz da vardır. Şu an için Facebook mesaj kutusunu kapatmaya imkân tanımıyor (Not: Artık tanıyor. - ZY). İnsanlar orayı kullanarak size e-mail gönderebilirler. Hiç karşılaşmadığım insanlar Facebook'ta bana her gün e-mail göndereceklerdi. Neden? Çünkü yapabilirler. Facebook onlar için bunu yapmayı kolaylaştırdı. Bunun için benim iznime ihtiyaçları yok. Hatta Facebook arkadaşlarım olmayanların bile ne zaman isteseler bana e-mail gönderebilmelerine izin verecekti. Belki de bu bir yazılım hatasıdır, fakat durum benim açımdan bu şekilde işledi.

Eğer duvarı olan bir Facebook sayfanız var ise, o zaman insanlar duvarınıza yorum gönderebilirler (Not: Artık Facebook bunu da kapatmayı bir seçenek olarak sunuyor. -ZY). Eğer bir hayran sayfanız var ise, birisi hayran sayfanızı "beğenir", duvarınıza istenmeyen şeyler yazar ve sonra hayran sayfanızı "unlike" eder. Bu şekilde sürekli kötüye kullanımdan onları yasaklamak imkânsızdır. Bununla sadece başa çıkmak zorundasınız.

Düşük rakamlarda, daha fazla erişilebilir olmak o kadar da kötü bir şey değil. Belki daha fazla insanla iletişime geçme şansı hoşunuza gider. Bunların hepsi güzel şeyler.

Yüksek rakamlarda ise, görünürlük-erişilebilirlik bağlantısı arkasında durulamaz hale gelir. Facebook'ta ne kadar çok görünürseniz, daha fazla insanın size bir şekilde erişimi olacaktır. Bu size özel mesaj göndererek, duvarınıza mesajlar postalayarak veya sizi etkinliklere ve gruplara davet ederek olabilir. Belli bir noktadan sonra, bu tarz bir bağlantı ile anlamlı bir şekilde başa çıkmak pratik olarak mümkün olmaz.

Facebook'un başka şekilde benden haberleri olmayacak insanlara çalışmamı tanıtarak görünürlüğümü arttırmaya yardım etmesi hoşuma gidiyor. Bununla birlikte, görünürlükteki kazanımın fiyat etiketi erişilebilirlikte eş değerde artış anlamına geliyor. Bu bedel benim için çok yüksek oldu. İnsanlara yardım etmekten memnun olurum, ama binlerce bireye kişisel bir arkadaş veya terapist gibi hizmet edemem. Bu benim için sürdürülebilir bir katkı değil.

Facebook'u bıraktığımda rahat bir nefes aldım. 30 gün sonra hala rahat nefes alıyorum. Daha fazla bu şekilde erişilebilir olmamak gerçekten büyük bir rahatlama. Başkalarından gelen sonsuz talep seline boğulma hissi yerine sonunda kendi hesabıma nasıl bir katkı yapacağım üzerine düşünmek için imkânım var gibi hissediyorum. Facebook'un sağladığı görünürlük kazanımları bu bedele değmez. Görünürlük inşa etmek için röportajlar yapmak gibi erişilebilirlik cezası vermeyen daha kolay ve daha verimli yollar var.

**

Bu tarz bir orucu ben de arada sırada tutuyorum. İnsanı kendine getiriyor. Sosyal medyanın yarattığı yapay gerçeklikten kurtuluyorsunuz.

Online pazarlama açısından bakarsak, görünür-erişilebilir olmak, Pavlina'nın da belirttiği gibi, aslında arzu edilen şeylerdir. Fakat ıskalanan konu bunun bir bedelle geldiğidir.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler olarak ürün veya hizmetlerimizi tanıtmak için Facebook'ta ve diğer sosyal medya sitelerinde vakit harcıyoruz. (Büyük firmalardan hiç söz etmiyorum, onlar zaten bu alandaki işlerini ajanslara devretmiş durumdalar.) Günün sonunda herkesin kendi adına cevaplaması gereken bazı sorular kalıyor: Sosyal medyada harcadığımız zaman ve iletişimimizden nasıl bir ürün veya sonuç ortaya çıkıyor veya çıkıyor mu? Dahası, ödediğimiz bu bedele değiyor mu? 

 

İhracatta Müşteri Bulma Yolları
Aslında Para Diye Bir Şey Yok
 

Yorumlar (0)

Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın
Telif Hakkı © 2014-2019 Dış Ticaret Net. Tüm hakları saklıdır. Tasarım ve Geliştirme: Storybey
Cron Job Starts