Yazılım Firmalarının Dış Pazarlara Açılmaları İçin 7 Neden

Yazılım Firmalarının Dış Pazarlara Açılmaları İçin 7 Neden

Rönesans ve sanayi devrimlerini geride bırakan insanlık günümüzde inovasyon devrimini yaşıyor. İyi haber; bu sefer ucundan da olsa yakalamayı başardık.

Ucundan da olsa diyorum çünkü Hindistan 50 milyar dolar* yazılım ihracatı yaparken Türkiye henüz 1 milyar doları* zorluyor. Hindistan'a göre oldukça düşük olsa da 2013'den günümüze 300 milyon dolarlık* artış umut verici. Türkiye'de 16 bin* bilgisayar mühendisi var. Üstelik bu alandaki kalite oranı 7.64* puanla 8.11* puanlık Tayvan'ın çok gerisinde olmadığı gibi 7.12'lik* İtalya ve 6.40'lık* Güney Kore'nin üzerinde. Devletin de konunun öneminin farkında olduğunu gerek kamudaki yazılımlarda yerli oranının arttırılmasından gerekse de özel sektöre yapılan doğrudan ve dolaylı teşviklerle anlıyoruz.

Türkiye'de 2300* yazılım şirketi bulunuyor. Bunlardan 110** civarı ihracat yapıyor. Oran neredeyse %5. Çoğumuzun bildiğinin aksine Türkiye halen dışarıya tam olarak açılamamış bir ülke. Başucumuzdaki Avrupa'da gerçekleşen fuarlarda bile Uzakdoğu'dan, Hindistan'dan, Ortadoğu'dan pek çok insan görürken çok az Türk vatandaşı ile karşılaşıyorum. İstanbul aktarmalı THY uçuşlarında Türk yolcuların neredeyse tamamının İstanbul'da indiğine, dış hatların yabancı yolcularla gerçekleştiğine şahit oluyorum. Manzara şu ki, elimizde un, yağ, şeker var ama birleştirip helva yapan az. Oysa dünya öyle büyük fırsatlarla dolu ki. İşte dış pazara açılmak için 7 neden;

1. Rekabet koşulları

Daha önce iç pazara da çalıştığım için Türkiye'deki çetin rekabet koşullarından haberim var. Fizibilite ile değil "Komşubilite" ile piyasaya girmiş aynı işi yapan firmalar teklif savaşlarında %40-50'lere varan iskontolar yapıp rekabet uğruna kendi kârlılıklarına balta vurabiliyor. Bunların yanında psikolojik yıpranma da cabası. Daha geniş pazarlarda daha farklı yapıdaki müşterilerin bildirimleriyle ürününde farklılık yaratarak kendi nişinin lideri olan bir şirket fiyat odaklı kalmaya ihtiyaç duymaz.

2. Düşük kârlılıktan kurtulma

Bunu rahatlıkla söyleyebilirim; Türk müşterisi dünyanın en pazarlıkçı müşterileri arasında. Üstelik araştırmalara göre müşteri sadakati eskisi gibi değil, daha uygun şartlarda bir tedarikçi bulduğu zaman tereddüt etmeyenlerin oranı artık çok daha fazla. Bu durumu lehine kullanan müşteriler indirimlerini arttırıp vadeleri uzatma eğiliminde. Bu durumsa yazılım firması tarafında düşük kârın yanında nakit akışının sekteye uğramasına sebep olabiliyor. Yurtdışındaki müşterilerinizle pazarlık yaparken çok daha makul taleplerle karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz.

3. Ekonomik krizlere karşı dayanıklılık

Yerli piyasayı kırılganlaştıran pek çok etmen var. Müşteri portföyü dünyanın farklı bölgelerine yayılırsa bölgesel krizlerden kaynaklanan tehditlerden kaynaklanan riskler yayılır. Tıpkı sepet yatırımlar gibi. İnşaat ve imalat sektörümüz coğrafi mesafelerden ötürü Avrupa, Ortadoğu, Ortaasya ve Rusya'ya odaklanmıştı. Yazılım sektöründe bu kısıt çok daha az olduğu için okyanus aşırı pazarlara açılarak içteki ve yakın pazarlardaki krizler de tolere edilebilir.

4. Düzenli para akışı

Türkiye'deki şirketlerin %90'ı KOBİ. Çek ile çalışmayı seven firmalar. Pek çoğu çekle dönüyor. Bazen aynı çek elden ele dolaşıyor. Bir ekonomik dalgalanmada çekinin karşılığını yatıramayan şirket kendisi ile birlikte onlarca şirketi de dalga dalga dibe çekiyor. Kapanan şirket sahiplerinden en çok duyduğum cümle: "Kazancımız iyiydi ama alacaklarımızı tahsil edemedik." Yurtdışında bizdeki kadar vade kültürü bulunmaması para akışınızı rahatlatacaktır.

5. Hayatta kalmak

Madde boşluk kabul etmiyor. İzole ortamda oluşturulmuş suni dengeler yıkılmaya mahkum. Global pazara girmeyen yazılım firmalarına tavsiyem orta ve uzun vadeli planlarını yaparken mütevazi olmalarıdır. Siz global pazara girmediğiniz zaman, Türkiye pazarına giriş yapan güçlü global firma kendi kurallarını piyasaya dayatıyor, birden yeni kurallara uymak çok kolay değil. Kendi bahçesinde küçük olarak hayatta kalmak mümkün, ta ki büyük balık gelene kadar. Büyük balık olmak içinse fanustan çıkıp okyanusa atlamak gerekli.

Örnek vermek gerekirse, kurumsal fiyatlarla müşterilerinize hizmet veriyorsunuz. Aynı ürünün daha zengin fonksiyonlarla ABD ya da Hindistan menşeili bir firma freemium modelle cloud üzerinden bedava ya da aylık/senelik 50-100$ gibi cüzi rakamlardan başlayarak model model artan fiyatlarla kullanıma sunuyor. Ayrıca bu tür işi yapan açık kaynaklı ücretsiz yazılımlar da çıkmaya başlamış. Son kullanıcının bu firmalardan henüz haberi olmaması belki şans olabilir ama bu durum sürdürülebilir bir durum mu?

6. Teşvik ve muafiyetler

Orta gelir tuzağı geçtiğimiz yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram oldu. Devlet, Türkiye'nin tekstil gibi basit üretimlere bağımlı Meksika, Mısır, Cezayir gibi ülkeler liginden yüksek gelirli ülkeler listesine çıkmasını istiyor. Bunun için Ar&Ge ve ihracat yapan firmalara çeşitli destekler mevcut. Bu paketler Ar&Ge ve portföy genişlemesi için kaldıraç olarak kullanılabilir.

7. Prestij

Bir müşteri adayını düşünelim, iki firma arasında kalmış, biri dünya çapında kanıtlanmış bir firma ve ürün, diğeri de lokal bir ürün. Elbette satın almanın başka birçok parametreleri var ama kimin önde başlayacağı ortada.

Bazı dünya devi yazılım firmalarının yazılım altyapılarını, API'lerini inceleme imkanım oldu. İnanın gözde büyütülecek hiçbirşey yok. Türkiye'de faaliyet gösteren firmaların çok daha iyilerini yapabileceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Unutmayalım ki internet bankacılığı alanında pek çok konuda Türk firmaları dünyaya öncü oldu. Hesap ödediğimiz pinli kredi kartı sistemleri bile Türkiye'de geliştirilip daha sonra dünyaya yaygınlaştırıldı. Emin olun biraz özgüven biraz doğru kontaklar biraz da şans ile herşey mümkün.

Referanslar

* YASAD / Doğan Ufuk Güneş

**TÜBİSAD Bilişim Sanayicileri Derneği Pazar Verileri

Naylon Fatura Sorunu
Otomobil - Satın Almak mı Kiralamak mı?

İlgili Yazılar

 

Yorumlar (2)

  1. Zafer Yılmaz

Yazar arkadaşımın da belirttiği gibi, Türk yazılım firmaları yurtdışı pazarlara açılma konusunda daha çok yolun başında. Bu tür yazılar konunun öneminin yeterince iyi anlaşılması adına çok faydalı olacaktır. Ne de olsa ilk adım budur....

Yazar arkadaşımın da belirttiği gibi, Türk yazılım firmaları yurtdışı pazarlara açılma konusunda daha çok yolun başında. Bu tür yazılar konunun öneminin yeterince iyi anlaşılması adına çok faydalı olacaktır. Ne de olsa ilk adım budur. Zamanlaması çok yerinde bir yazı oldu. Teşekkürler.

Devamını oku
  Ek Dosyaları
 
  1. Özkan Özkaya

Fatih bey, güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık. 'KOMŞUBİLİTE' güzel ve anlamlı bir tanımlama. Köyde bile komşu ne ekerse onu ekerim anlayışına sahip olan bizleri çok iyi tanımlamış.
Ama bu istifade edilebilir. İhracat işi öğretilirse sektörün...

Fatih bey, güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık. 'KOMŞUBİLİTE' güzel ve anlamlı bir tanımlama. Köyde bile komşu ne ekerse onu ekerim anlayışına sahip olan bizleri çok iyi tanımlamış.
Ama bu istifade edilebilir. İhracat işi öğretilirse sektörün sahip olduğu nitelikli eleman ve kapasite bizi dünyaya açabilir.Ama bu konuda üniversiteler ve DTM gibi kurumlardan rehberlik almak lazım. Ayrıca hedef ülkeyi seçerken kendi portföyümüze, kendi kapasitemize göre seçelim. Yazılım önü açık bir konu.. Değerlendirilmeli. Tekrar teşekkürler.

Devamını oku
  Ek Dosyaları
 
Henüz buraya yapılmış bir yorum yok

Yorum yapın

Konuk olarak yorum yapılıyor. Hesap açın ya da var olan hesabınızla oturum açın.
Ek Dosyaları (0 / 3)
Konumunuzu Paylaşın

Kadıköy, 34716, İstanbul, Türkiye

  • Email: editor@disticaretnet.com
  • Mobil: +90 530 408 7500
    Telif Hakkı © 2014-2018 Dış Ticaret Net. Tüm hakları saklıdır. Tasarım ve Geliştirme: Storybey
    Cron Job Starts