Cuma, 11 Ağustos 2017
  4 Replies
  3.5K Visits
0
Votes
Geri Al
  Subscribe
Dış ticaret ile ilgili eğitimlerde veya dostlarımızın çalıştığı firma ziyaretlerinde dikkatimi çeken ve hiç hoşuma gitmeyen bir durum var , ülkemize okumaya gelen ve geldikleri çöplüğe “yapacak bir iş olmadığı için” geri dönmek istemeyen yabancı öğrencilerin konya sanayisindeki hemen hemen bütün firmalarda ucuz dış ticaret elemanı olarak çalışıyor olmaları ve yetmezmiş gibi şimdide onlara aleppo university mezunu olan suriyelilerin akın akın eklenmesi , bana ırkçısın diye kızabilirsiniz ama bu yabancılar ücretleri korkunç derecede düşürüyorlar sanırım kısa bir süre içerisinde türk vatandaşları bu işi tamamen yabancılara bırakacak suriyeli 1000 tl ye takla atıyor ama biz böyle rakamlarla aile geçindiremeyiz yıllarca emek harcadığımız mesleğimiz dış ticaret elemanlığı / uzmanlığı maalesef yabancı istilası altında ve bence bu saatten sonra ülkemizde türk vatandaşları için dış ticaret mesleğinin geleceği yoktur okulunu okuyanada bu işi yapacağım diye yurt dışında dil öğrenmek için tonla para harcayanada geçmiş olsun :(
Bu iletiyi değerlendirin:
bir aydan daha önce
·
#479
0
Votes
Geri Al
hocam 1000 liraya o dediğin adamları çalıştıran şirketler alsa siz gidip öyle yerlerde çalışır mısınız ? bitli baklanın kör alıcısı olur bırakın girsinler çalışsınlar çünkü adamakıllı bir şirket zaten öyle şeyler yapmaz, yapacak yerler de zaten çalışılacak yerler değil. Kaldı ki firmalar sadece arap ülkeleri ile çalışmıyorlar birçok dil var misal avrupa firmaları ile ticaret yapanlar ne yapsın o suriyelileri. Endişeye hiç gerek yok
bir aydan daha önce
·
#557
0
Votes
Geri Al
Sayın yiğit hocam ücretten daha büyük olan sorun aslında uzmanlık gerektiren, firmalarda her zaman ayrıcalıklı bir konumda bulunan ve kaliteli olarak nitelendirilen dış ticaret mesleğinin yabancı istilası neticesinde konyada artık ilana çıkan işverenler tarafından vasıfsız işçi seviyesinde değerlendirilmeye başlanmış olması ve tecrübeli tecrübesiz farketmeden teklif edilen işe başlama ücretinin asgari ücret seviyesine düşürülmüş olmasıdır, inanın konya osb de 4 suriyelinin dış ticarette çalıştığı firmalar var, yazık değil mi bizim emeklerimize onların yerine kendi mezunlarımız kendi dil bilen insanımız çalışsa daha iyi olmaz mı yabancı istilası hiçbir meslek grubunu bizim kadar kötü etkilememiştir, şimdide üniversitede okuyan yabancı öğrencilere çalışma izini verilmeye başlandı politika yapıcılar bide başımıza bunu musallat ettiler demek istediğim yıllarca oku çalış dil öğren sonra bir anda karşına ugandalı josefler sudanlı salahlar suriyeli fettahlar çıksın, zaten kendi aramızda yoğun bir rekabet varken ne günah işledikte başımıza bu belaları musallat ettiler bu yabancı istilası özel sektörde sadece bizi çok kötü şekilde etkiledi ne mühendisler ne muhasebeciler bizim kadar negatif etkilenmedi dış ticaret personelleri olarak yabancılara verilen çalışma izinlerinden duyulan rahatsızlığımızın karar vericilere duyurulması için elimizden geleni yapalım lütfen yoksa mesleğin sonu hüsran bu izinleri veren birimlerde çalışan tanıdıkları olanlar lütfen izinlerin verilmemesi için ellerinden geleni yapsınlar
bir aydan daha önce
·
#561
0
Votes
Geri Al
Yiğit Bey'e katılıyorum. Bence de endişelenmeye gerek yok.
Bunun yanında paylaşmak istediğim bir bakış açısı da var.
Tanrılar Okulu kitabından aldığım bir not: "Mea culpa" Yani "bütün suç bende" veya "ne olmuşsa bu benim suçum" anlamında bir Latin sözü. İnsana etrafında olup biten her şeyde onun sorumlu olduğunu hatırlatan, onu kendi hayatının yaratıcısı konumuna koyan bir laf. Ben arada bu sözü kendime hatırlatıyorum.
Başımıza gelen şeylerde dışsal şartları suçlamak istediğimizde çok şey bulabiliriz. Ama dürüstçe kendimize cevap vermek gerektiğinde suçlayacak tek kişi yine kendimiziz. Örneğin, yılda kaç kitap okuduk, yeni bir dil öğrendik mi- ki 1-2 yıl part-time bile olsa yeni bir dil öğrenmek için yeterli bir zamandır- ilişkilerimizi geliştirdik mi, bu firmadan çıksam kimi tanıyorum bana kapılarını açacak? Bunlar samimiysek eğer kendimize yöneltmemiz gereken sadece birkaç soru. Dış şartları suçlamakla kendi hayatımızın dümeninde olmadığımızı kabul ediyoruz ki bu zaten başlı başına acı bir durum ve kabul etmememiz gereken bir şey aslında. Tabii yukarıda bahsedilen iş piyasasındaki tüm bu olayları aktüel bir durum olarak tartışabiliriz elbette.
Bu vesileyle ben de bu büyük sözü kendime tekrar hatırlatmış olayım: Mea Culpa!
bir aydan daha önce
·
#569
0
Votes
Geri Al
Ahmet Bey,

Bahse getirdiğiniz konu çok ciddi ve vahim bir durumdur. Zafer beyin verdiği cevaba katılmakla beraber, yinede bu aşamanın bugün Türkiye'de geçmişimizden gelen ve acısını devam ettiren bir süreçtir. Söylediğiniz fiyatlar için sadece konyada Suriyeli göçmenler için değil, bütün türkiye de geçerli bir durumdur.

Bugün iş arama sitelerine bakın ve ilan içeriklerini inceleyin. Verilen ilanların %80 inine yakını aynı şekildedir. Dış Ticaret uzmanı, ihracat uzmanı, , ithalat uzmanı, ihracat uzman yardımıcısı v.b. pozisyon içeriklerin altında görev sorumlulukları (yerine getirmelerini istedikleri işlemler), 2- 3 yıllık bir tecrübe aranıyor ve karşılığında hepsini yerine getirmeleri istenmektedir. Bu tam bir dilemmadır.

Yaşanmış gerçek bir örnek verelim;
(Bahse konu örnek istanbul içinde, benimle bunu paylaşan bir arkadaşın iki yıl önce başına gelmiş bir olaydır).Şimdi düşünün yeni mezunsunuz, iş arıyorsunuz, ilanlara bakıyorsunuz, 2-3 yıllık tecrübe istiyorlar ve altında bir süre madde bulunan görev tanımlamaları var. Bir şekilde tecrübe kısmını özgeçmişinize yediriyorsunuz ve başvuruda bulunuyorsunuz. Görüşmeye gidiyorsunuz, çok güzel bir ofis, çalışanlar düzgün görünümlü, firma da uluslararası görünümlü bir hava var. Kendi kendinize diyorsunuz ki, inşallah beni beğenirler de burada çalışmaya başlarım diyorsunuz. Firma yönetim kurulu üyesi ve bir insan kaynakları uzmanı ile görüşmeye başlıyorsunuz. Yaklaşık 45 dakika süren Görüşme güzel gidiyor diye düşünüyorsunuz, karşılıklı güzel sözler geliyor ve görüşmenin klit noktası, maaş konusuna geliyorsunuz. Yönetim kurulu üyesi bu aşamada söze firmalarının, nasıl uluslararası alanda başladıklarını, bir takım kurmaya başladıklarını anlatıyor ve sizide bu takımın içinde görmek istediklerini söylüyor. Ardın dan diyor ki, sizinle başlayalım, yanlız ilk üç ay ssk girişinizi yapmayacaklarını, size günlük 40 TL harcırah vereceklerini ilk satışınızı yaptıktan sonra, satış işlemine daha önceden orada devam eden başka bir arkadaşa aktararak, farklı müşteri arayışına gireceğinizden bahsediyor.... ve devamında başka bir şeylerden daha bahsediyor. En nihayetinde üç ayın sonunda toplam satışın belli bir miktara oluşursa firmaya kabul edileceğini söyler.... Bizim görüşmeye giden arkadaş sinirlenerek, adam küfür etmeden, güzelce ağzının payını vererek oradan ayrılarak, çalışma bakanlığına giderek gerekli şikayetleri yapıyor ama tabi sonuç çokta farklı çıkmıyor.

Bu anlattığıma benzer çok örnek var.

Birde 5 - 10 yıl tecrübe sahibi arkadaşlar var ki esas sorun orada çıkıyor. Bu mantık ne yazık ki (sektörel anlamda değişiklik gösterebilir), aralarına yeni katılacak arkadaşların kendilerinden başlangıç seviyesinde daha düşük bir para talep etmeleri ile beraber onlarıda maaşta indirime veya işten çıkma gibi durumlar ile karşı karşıya bırakmıştır.

Bahsedilen bu konu, sanki herkes tarafından bilinen ama, bir nedenden dolayı konuşulamamaktadır.

Bunun en başta oluşma nedeni (yakın zamandan bahsedilim, esasında 1990 -1995 aralığı başlamıştır) 2010'dan önce yapılan ihracat - ithalatlarda firmaların (gerekli yasal düzenlemeler olmadığından dolayı) çok yüksek kazanç elde etmeleridir. Yapılan yasal düzenlemeler ile petrol ürünleri olsun, madeni cevher ürünleri, kimyasal ürünlerde eskisi gibi yüksek kazanç yoktur. Bunu bilen firmalar, çalışanların üzerinden rant yapmaya çalışarak sözde daha fazla kazanç peşindedirler.

Çözüm;

* İlk olarak mesleki tanımlamanın doğru yapılması gereklidir.

* İkinci aşama ise özelikle orta-küçük işletmelere ihracatın kolay ve hemen yüksek bir kazanç yeri olmadığının anlatımına dair eğitimler yapılmalıdır.

* Üçüncü olarak gelen yeni kuşağa gerekli tecrübe aktarımının yapılabilmesi için benim gibi insanların, bu tecrübe aktarımını yapması gerekir.

* Dördüncü ve son olarak, bütün bu çözümlerin uygulanabilmesi adına, bunları konuşuyor ve tartışıyor olmamız gerekir.

Konu üzerinde yazılacak ve anlatılacak çok ciddi birikimlerın olduğu su götürmez bir gerçektir.

Sevgi ve Saygıyla Kalın...
  • Sayfa :
  • 1
Henüz bu iletiye bir yanıt yazılmamış.
Bu iletiye ilk yanıt yazan siz olun!